Ana Sayfa / TRABZON GEZİ REHBERİ

TRABZON GEZİ REHBERİ

SÜMELA MANASTIRI

Sümela Manastırı, Trabzon ili, Maçka ilçesi, Altındere vadisi sınırları içerisinde yer alan (Antik Yunanca adı: Panagia) deresinin batı yamaçlarında Kara (Antik Yunanca adı: Mela) tepesi üzerinde deniz seviyesinden 1.150 m yükseklikteki eski Rum Ortodoks manastır ve kilise kompleksi olup, tam adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) veya Theotokos Sumela’dır.

Kilisenin MS 365-395 tarihleri arasında inşa edildiği sanılmaktadır. Anadolu’da sıkça rastlanılan Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmıştır; hatta Trabzon’da Maşatlık mevkiinde benzeri bir mağara kilisesi daha vardır. Kilisenin ilk kuruluşu ile manastır haline dönüşümü arasındaki bin yıllık dönem hakkında fazla bir şey bilinmemektedir.

Karadeniz Rumları arasında anlatılan bir efsaneye göre Atina’lı Barnabas ile Sophronios adlı iki keşiş aynı rüyayı görmüşler; rüyalarında, İsa’nın öğrencilerinden Aziz Luka’ın yaptığı üç Panagia ikonundan, Meryem’in bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela’nın yerini görmüşler. Bunun üzerine birbirlerinden habersiz olarak deniz yoluyla Trabzon’a gelmiş, orada karşılaşıp gördükleri rüyaları birbirlerine anlatmış ve ilk kilisenin temelini atmışlardır. Bununla birlikte manastırdaki fresklerde sıkça yer alıp, özel bir önem verilen Trabzon İmparatoru III. Aleksios’un (1349-1390) manastırın gerçek kurucusu olduğu sanılmaktadır.

14. yüzyılda Türkmen akınlarına maruz kalan kentin savunmasında ileri karakol görevi üstlenen manastırın statüsünde Osmanlı fethinden sonra bir değişiklik olmamıştır. Yavuz Sultan Selim’in Trabzon’daki şehzadeliği sırasında buraya iki büyük şamdan hediye ettiği bilinmektedir. Fatih Sultan Mehmed, II. Murat, I. Selim, II. Selim, III. Murad, İbrahim, IV. Mehmed, II. Süleyman ve III. Ahmed’in de manastırla ilgili birer fermanları bulunmaktadır. Osmanlı döneminde manastıra sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane’de Hıristiyan ve gizli Hıristiyan köyleri ile çevrili bir alan oluşturmuştur.

18 Nisan 1916’dan 24 Şubat 1918’e kadar süren Rus işgali sırasında Maçka civarındaki diğer manastırlar gibi bağımsız bir Pontus devleti kurmak isteyen Rum milislerin karargahı olmuş, nüfus mübadelesi ile bölgedeki Hıristiyanların Yunanistan’a gönderilmesinin ardından önemini yitirerek T.C. Kültür Bakanlığı tarafından yakın zamanda onarılana dek kaderine terk edilmiştir.

Kilisenin içi fresklerle kaplıdır

Kilise içinde Meryem figürleri Gürcülerin kullandıkları Gürcü madonna şeklinde resmedilmiştir. Asıl kilisenin apsis kısmında, güney duvarında yukarıda Meryem’in doğuşu ve mabede sunuluşu, tebliğ, İsa’nın doğuşu, mabede sunuluşu ve hayatı, altta incilden resimler. Güney kapısında Meryem’in ölümü ve havariler. Kilisenin doğuya bakan yukarı kısmında 2. sırada Genesis, Ademin yaratılışı, Havva’nın yaratılışı, Tanrı’ın tembihi, İsyan (Adem ile Havva’nın yasak meyveyi yemeleri), Cennetten kovulma. 3. sırada: Dirilme, Thomas’ın şüphesi, Kabirde bir melek, Nikaia (İznik) konsili. Apsis kısmının dışında, yukarıda Mikail, Cebrail bulunmaktadır.

TRABZON ATATÜRK KÖŞKÜ

Trabzon’a hakim Soğuksu sırtlarında, çam ormanları içinde yer alan bina, Kostantin Kabayanidis tarafından 1890 yılında yazlık olarak yaptırılmıştır. Avrupa ve Batı Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan binada büyük ve gösterişli Avrupa simgeleri kullanılmıştır. Köşkün dış cephesi taş işçiliği göstermekte olup, iç cephesi Bağdadî tekniğindedir. Yerler yine aynı akımın etkisi olarak dönemin fayanslarıyla döşenmiştir.

Atatürk, 15-17 Eylül 1924 tarihlerinde Trabzon’u ilk kez onurlandırdığında bu gün Trabzon Müzesi olarak düzenlenen konakta ağırlanmıştır.15 Eylül günü Soğuksu semtine yaptığı gezintide Köşkü görmüş ve çok beğenmiştir. 27–29 Kasım 1930 tarihlerinde Trabzon’u ikinci kez onurlandırdığında da Eski Türk Ocağı binasında ağırlanmıştır.

Daha sonra gerekli çalışmalar sürdürülerek bina 1930 yılında Trabzon Özel İdaresince tescil edilerek İl Daimi Encümeninin 18.5.1931 tarih ve 361 sayılı kararıyla Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine “ temlik” edilmiştir. Daha sonra Trabzon’dan oluşturulan bir heyet Ankara’ya giderek köşkün tapusunu ve anahtarını Atatürk’e teslim etmiştir.

Atatürk, 10–12 Haziran 1937 tarihlerinde üçüncü ve son kez Trabzon’u onurlandırdığında ise, iki gece bu Köşkte kalmıştır.

Atatürk’ün ölümünden sonra Köşk, Ankara Asliye Hukuk Hakimliğinin 7.12.1938 tarih ve 938/2509 Esas ve 1627 sayılı kararı ile yasal varisi, kardeşi Makbule Boysan’ a intikal ettirilmiştir. Köşkün müzeye dönüştürülmek amacıyla Trabzon Belediyesince Makbule Boysan’dan satın alınması, Trabzon Asliye Hukuk Hakimliğinin 6.8.1942 tarih ve 476/284 nolu kararıyla gerçekleştirilmiş olup; istimlak bedeli olarak 10.000. TL Makbule Boysan adına Ziraat Bankası hesabına 30.3.1943 tarih ve 673 sayılı makbuzla yatırılmıştır. Bina 1943 yılından itibaren müzeye dönüştürülerek hizmete açılmış olup halk arasında “Atatürk Köşkü” adıyla anılmaktadır.

Atatürk kendi ifadesiyle büyük mutluluk yaşayarak Köşkte geçirdiği iki gece, Trabzon ve Trabzonlular için olduğu kadar Türk Tarihi için de sonsuza denk unutulmayacak ve sürekli örnek teşkil edecek bir oluşuma tanık olmuştur. Atatürk 11 Haziran 1937 gecesi bu Köşk’te bütün mal varlığını canından çok sevdiği Türk ulusuna armağan etme kararı almış ve mal varlığının bir listesini hazırlayarak gereğinin yapılması için Başbakan’ a göndermiştir.

Müzede, 19. yy sonu ile 20. yy ait, mobilyalar, porselenler, halılar vb. ile Atatürk’e ait tablolardan oluşan Etnografik nitelikli 344 adet eser sergilenmektedir.

Müze, haftanın 7 günü ziyarete açıktır. Müzeye Atatürk Alanından her yarım saatte bir kalkan Belediye otobüsleri ile ulaşım sağlanmaktadır

Adres: Soğuksu Mah. TRABZON Tel: 0 (462) 231 00 28

BOZTEPE

Trabzon Boztepe şehir merkezinin 3 km kadar hemen yukarısında ulaşım yönünden de olukça rahat gidilebilecek bir konuma sahiptir. Bu manzarası güzel olan yere gelip manzaraya karşı semaver ile çay keyfi Trabzon halkının ve gelen ziyaretçilerin vazgeçilmez yapılacak şeyleri arasında yer almaktadır zira zaten Boztepeye galipte semaver ile o manzaraya karşı çay içmeden dönmek olmaz.

Trabzon Boztepe şehrin tam üzerine inşa edilmiş ve açık oturma çay bahçesi tarzında ayrıca kapalı çardaklar da mevcut ziyaretçiler isteklerine göre herhangi bir oturma yerini tercih edebilirler. Şehre kuş bakışı bir bakışla baktığınızda şehrin hava alanı kısmından Çarşıbaşı kısmına kadar tüm her yer gözükmektedir. Trabzon şehrinin en işlek olan meydan ise bu yerden o kadar güzel gözüküyor ki insan ve araç trafiğini rahat rahat izleyerek temiz hava keyif sürüyorsunuz.

Trabzon Boztepe gittikçe gelişen ve yerleşim olarak ta büyük yatırımlar alan neredeyse tamamen büyük semt haline gelecek bir yer olmuştur. Arka taraflarda Cafe Bistro lar, Spor Salonları da bulabilirsiniz ayrıca apart şeklinde hizmet veren konaklama yerleri de ve de aylık günlük ev kiralaması yapan yerlerde bulunmaktadır.

TRABZON AYASOFYA MÜZESİ

Trabzon Ayasofya Müzesi, Trabzon’un Ayasofya Mahallesinde bulunan tarihi müzedir. İstanbul’un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon’da 1204 yılında Trabzon imparatorluğunu kuran Komnenos Ailesinden Kral I.Manuel (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı “Kutsal Bilgelik” anlamına gelir.

Fatih Sultan Mehmed’in 1461 yılında Trabzon’u fethinden sonra da kilise olarak kullanılan yapı 1584 yılında sultanın emriyle Kürd Ali Bey adlı bir ayân tarafından bir minber ve müezzin mahfili eklenerek camiye dönüştürülmüştür. 1610’da kente gelen Julian Bordier camiye dönüştürülen yapının onarılmadığı için boş tutulduğunu ve ibadet için kullanıldığını bildirmiştir.

Uzun süre ibadete kapalı olan yapı 1865’de Müslüman cemaatin topladığı 95.000 kuruş ile Rum ustalar tarafından onarıldıktan sonra yeniden camiye dönüştürülmüşse de I. Dünya Savaşı sırasında Trabzon’u işgal eden Rus ordusu tarafından depo ve askeri hastane olarak kullanılmıştır. Savaş sonrasında 1960 yılında dek cami olarak kullanılan yapının freskleri 957-62 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi’nden Russell Trust tarafından temizlendikten sonra Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1964 yılında müze haline getirilmiştir.

Her yıl on binlerce turist tarafından ziyaret edilen yapı Bizans Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan yapı, kapalı kollu haç planlı olup, yüksek kasnaklı bir kubbeye sahiptir. Kuzey, batı ve güneyinde revaklı üç kirişi bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüş ve çatıya farklı yükseltiler verilerek kiremitle örtülmüştür. Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hıristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülmektedir. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır.

Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Burada Adem’le Havva’nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır. Güney cephesindeki kemerin kilittaşı üzerinde Trabzon’da 257 yıl hüküm süren Komnenos Hanedanı’nın sembolü olan tekbaşlı kartal motifi bulunmaktadır. Kubbede ana tasvir İsa, onun tanrısal yönünü aksettiren Hristos Pantokrator (Herşeye kâdir İsa) tarzıdır. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında oniki havari tasvir edilmiştir. Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa’nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir.

ÇAL MAĞARASI

Trabzon’un Düzköy ilçesi sınırlarında bulunan Çal Mağarası, şehrin turizm açısından önemli noktalarından biridir. Aynı ismi taşıdığı Çalköy beldesinde bulunur ve mağaranın içinde küçük bir dere akar.

Trabzon gezisi yapacak olanların gezi listesinde mutlaka yerini alan Çal Mağarası, aynı zamanda dünyanın en uzun ikinci mağarası olarak kabul edilmiştir. Mağaranın içinde rahat bir hava hareketi vardır ve 2000 yılında turizme kazandırılmıştır. Bu arada Trabzon’un turizm noktaları arasında Sera Gölü, Kızlar Manastırı, Uzungöl ve Sümela Manastırı’da vardır.

Mağaranın içerisinde attığınız her adım size farklı oluşumları gösterecek loş ışıkların altında. Kendinizi sadece mağaranın atmosferine bırakıp, dış dünyayı bir an olsun unutacaksınız. Çal Mağarası, gezinizin en etkileyici noktalarından biri olmaya çoktan hazır. Sadece sizin keşiflerinizi bekliyor.

TRABZON MÜZESİ

Trabzon Müzesi olarak düzenlenen konak, Zeytinlik Caddesi’nde 1900’lü yılların başlarında (1898-1913) Banker Kostaki Teophylaktos tarafından konut olarak yaptırılmıştır. Konağın mimarlarının ismi tespit edilememiştir. Ancak mimarlarının İtalyan olduğu belirlenen yapıda kullanılan birçok malzemenin İtalya’dan getirildiği bilinmektedir.

Kostaki Teophylaktos 1917 yılında iflas edince, bu yapıyla birlikte bütün mal varlığına haciz konulmuş ve konak Nemlioğlu ailesi tarafından satın alınmıştır.

15-17 Eylül 1924 tarihinde Trabzon’u ilk ziyaretinde Atatürk, eşi Latife Hanım ve beraberindeki heyetle birlikte bu konakta misafir edilmişlerdir.

Trabzon Valisi Ali Galip Bey zamanında 1927-1932 yıllarında 25.000 TL bedelle kamulaştırılarak 1927-1931 yılları arasında Hükümet Konağı, 1931-1937 yılları arasında Müfettişlik binası olarak kullanılmıştır.

1937 yılında Milli Eğitim Bakanlığı’na tahsis edilen yapı, 50 yıl Kız Meslek Lisesi olarak hizmet vermiş, 1987 yılında müze olarak düzenlenmek üzere Kültür Bakanlığı’na tahsis edilmiştir.

Ülkemizin sayılı sivil mimarlık örnekleri arasında yer alan konağın bodrum kat hariç tüm kat duvarları tamamen kalem işi süslüdür.

1988-2001 yılları arasında Kültür Bakanlığı’nca restorasyonu tamamlanan konak 22 Nisan 2001 tarihinde Trabzon Müzesi olarak ziyarete açılmıştır.

Konağın bodrum katı Arkeolojik Eserler Seksiyonu, zemin katı Konak Teşhiri, birinci katı Etnoğrafik Eserler Seksiyonu ve asma katı İdari Bölüm olarak düzenlenmiştir.

TRABZON ZAĞNOS VADİSİ

Trabzon Zağnos Vadisi Trabzon şehrimize yapılan en güzel yeşil mimari alanlardan bir tanesidir. Şehir merkezinde olan bu güzel yere ulaşımda bir hayli kolaydır. Trabzon Varlıbaş AVM’nin hemen yukarısında kalan bu yerde dilediğiniz gibi piknik yapabilir mevsimin güzel olduğu zamanlarda çok güzel eğlenceli saatler geçirebilirsiniz. Ailenizle dostlarınıza ve de çocuklarınızla gelebileceğiniz bu yerde tam bir piknik şöleni yaşayacağınızdan hiç kuşkunuz olmasın.

Trabzon Zağnos Vadisi etap etap genişletiliyor proje kapsamında başlayan bu güzel yer üçüncü meyvesini de verdi ve yüz ölçümü olarak ta gezilebilir en büyük açık hava parkı olarak ta görülmektedir. Trabzon gezilecek yerler olarak çok güzel yeşil alanlara sahip fakat bu yer şehrin içindeki üstü açık en güzel park piknik alanıdır. Trabzon şehrimize geldiyseniz bu güzel yerde bir kaç saat konaklama yaparak tarihi Trabzon Kalesi’nin de altında olduğu için otantik bir piknik yaşaya bilirsiniz.

KÜÇÜK AYVASIL KLİSESİ

Yunancada “Agia Anna Kilisesi”, Türkçede Küçük Ayvasıl Kilisesi olarak geçiyor. Küçük Ayvasıl Kilisesi’nin en önemli özelliği, Pontus Dönemi’nden ayakta kalmış en eski kilise olması. Araştırmacılar bu eski kilisenin 6. veya 7. yüzyılda, en geç 8. yüzyılın başında kurulduğunu düşünüyor. Yine Yunan kaynaklarına göre, kilise, bundan daha eski bir kilisenin temelleri üzerine inşa edilmiş. Ayrıca bu eski kilisenin, Hıristiyanlık üyesi olmayan daha eski bir tapınak üzerine inşa edildiği de sanılıyor.

Ayrıca Küçük Ayvasıl’ın “eikonomaxia (ikonomahia)” denen ikonaları kutsal kılmaya karşı açılmış duygusal bir savaş akımı sonrası yapılan önemli kiliselerden olduğu da düşünülüyor. 20. yüzyılın başlarında yapılan sayıma göre, birçok başka kilise ile beraber Küçük Ayvasıl’ın aslında Agios Vasileos kilisesinin bir parçası olduğu düşünülüyor. Ayrıca 1923’e dek kilise olan binanın daha sonra Türkler tarafından ev – hane olarak kullanıldığı da kayıtlı bilgiler arasında.

Benzersiz Mimari

Kilisenin batı ve güney kapısı olmak üzere iki girişi varmış. Güneydeki kapı ana giriş kapısı olarak kullanılmış. Batıda bugün bulunan pencerenin yerinde ise daha önceden bir kapı olduğu tespit edilmiş. Trabzon kilise mimarisinde alışılmış olan beş kenarlı merkezi kilise kemerlerine karşın, buradaki yarım daire şeklindeki kemer Küçük Ayvasıl’ı diğer kiliselerden ayırıyor. Ayrıca tavandan bir ışık süzmesi olarak açıklanabilecek “fotagogos”un varlığı da bölgenin kilise mimarisinde buraya farklı bir özellik kazandırıyor. Kaynaklara göre, kilisede yatar durumdaki bir melek ile ayakta duran, kalkanlı ve mızraklı bir muhafız kabartması var. Çalışmalarca batı tarafında da narteksleri olduğu düşünülen kilisenin bu kısmı bugüne ulaşmamış.

Altında Gizli Bölme Bulunuyor

Pontus için büyük önem taşıyan Komninos Ailesi zamanında, kilisenin mezar alanı işlevi olduğu da biliniyor. Kilisenin iç kısmında duvar boyunca kilise papazlarının ve çeşitli rütbelerdeki din adamlarının mezarları var. Ayrıca kilisenin altında kripto denen bir gizli bölme var. Buranın varlığı 20. yüzyılın başlarında keşfedilmiş.

Bu gizli bölmede çok büyük bir alan mezarlar için ayrılmış fakat asıl kilise ile alakası muamma imiş. Bugün bu alana geçiş yok; fakat dikkatli gözler temelde yer alan kripti’ye giriş kısmını fark edebilir. Ayrıca batı duvarının dışında kalan izler yapının vaktiyle başka bir yapıya bağlı olduğunu göstermekte.

İçten tonoz (yarım daire şeklinde kemerleri betimleyen bir mimarlık terimi), dıştan kiremit çatıyla örülü eser, 1923 yılına kadar kilise olarak faaliyetini sürdürmüş. Daha sonra Belediyenin ambarı olarak – süt tozu ve incir deposu görevinde kullanılmış. Uzun yıllar tam anlamıyla kaderine terk edilmiş biçimde kapısı kilitli vaziyette durmuş olan kilise, son dönemde başında bir bekçi ile kapılarını açmış. Lakin içerisi hala içler acısı durumda. Hiçbir restorasyon görmemiş. Öyle ki ara ara “belirsiz” sebeplerle çıkan yangınlarda da zaman içinde oldukça tahrip olmuş.

GÜLBAHAR HATUN CAMİİ

Camii Osmanlı padişahı Yavuz Sultan Selim tarafından annesi Gülbahar Hatun adına 1514 yılında Trabzon’da yaptırılmış bir camidir. Camii özenle yaptırılmıştır.

Gülbahar Hatun Camii Kendi adıyla anılan mahallede Atapark’ın güneyinde yer alır. Zamanla, etrafındaki Medrese, İmaret, Mektep, Darü’l-Kurra ve Türbe ile bir Külliye oluşturmaktaydı. Bugün diğerleri yıkılarak sadece doğusundaki Türbe ayakta kalmıştır. Annesi Gülbahar Hatun’un anısına Yavuz Sultan Selim tarafından 16. yy’ın ilk çeyreğinde (1514) yaptırılmıştır. Zamanında medrese, mektep, imaret ve hamam yapılarınıda kapsayan büyük bir külliye içinde yer alıyordu. Toplum hizmetinde birçok vakfı olduğu anlaşılan bu değerli osmanlı hatununun birçok vakfı gibi buradaki külliyenin de diğer yapıları günümüze ulaşamamıştır.

Mimarîsi
Camii, beş küçük kubbe ile örtülü beş bölümlü son cemaat yeri, büyük tek kubbe ile örtülü harem kısmı ile doğu ve batıdaki üzeri kubbeli birer zaviye odasından meydana gelmiştir. Son cemaat yerindeki mermer sütunların başlıkları stilize baklava motifidir. Mihrap ve mimberi de mermerlerden olan Caminin mimberi sade işçiliklidir. Mihrap da ise bitkisel bezeme ve mukarnaslı kavsaraya yer verilmiştir.

Kitabesi
Giriş kapısı üzerindeki kitabe, caminin 1885 yılında onarıldığını bildirir. İçteki iyi kalabilmiş kalmişi süslemeler de bu yıllara ait olmalıdır. Trabzon’un ünlü camilerindendir. Camii şu anda Atapark’ta bulunmaktadır. Trabzon’da halkın bir buluşma yeri olarak tanınmaktadır.

TRABZON KALESİ

Trabzon Kalesi, Trabzon merkezinde, şehrin en yüksek kesimindeki kale, Trabzon’da günümüze en iyi durumda ulaşabilen eserlerin başında gelmektedir. Deniz kıyısından başlayarak şehrin arkasındaki tepelere kadar uzanan Trabzon kalesi, Bizans Çağı’na ait eski temeller üzerinde yükselmiştir. Yukarı Hisar, Orta Hisar ve Aşağı Hisar olmak üzere üç ayrı bölümden meydana gelen kale, eski anıtlardan toplanan taşlardan yapılmıştır. Ne var ki yüzyılımızın başlarında aynı kalenin taşları bu kez yeni binaların yapımında kullanılmıştır. Yukarı Hisar’ın 300 m Kuzeyindeki tiyatrodan ise hiçbir kalıntı günümüze ulaşamamıştır.

Evliya Çelebi bu kaleden şöyle söz etmiştir: “Dağ tarafında cehennem kuyusuna benzer bir derin hendeği vardır ki yetmiş yedi adam girer. Safi kesme kayadır. İçinde camii, muhafazacı evleri, mahzenleri, cebehâneleri vardır”.

Yukarı Hisar, iç kalenin koruyucusu olup, aynı zamanda akropol görevini üstlenmiştir. MÖ 2000 yıllarında ilk kalenin yapıldığı sanılmaktadır. Bazı eski kaynaklarda hipodrom kalıntıları, kule, hamam ve saray gibi yapıların burada var olduğundan söz edilmiştir. Saray diye tanımlanan yapının kalıntılarından kesme taştan, kare plânlı olduğu anlaşılmaktadır. Büyük bir rastlantıyla İmparator Iustinianus zamanında yaptırılan bölümlerde surlar yuvarlak görünümler vererek devam etmişlerdir. Çeşitli devirlerde değişikliklere uğrayan iç kale, diğer hisarlardan daha yüksek olup, güneydeki iki katlı kalın bir sur ve kulelerle daha da sağlamlaştırılmıştır. İç kalenin doğusu, Kuzgundere’ye bakan yamaçları yine surlarla korunmuştur. Moloz ve blok taşlardan oluşan bu bölümlerde bazen insan kabartmalarına da rastlanmıştır. Trabzon Müzesi’nde bulunan Osmanlı dönemine tarihlendirilen bazı kitabeler de sur duvarları arasında bulunmuştur.

İmparator II. Aleksios’un (1297–1330) yaptırdığı Orta Hisar, Yukarı Hisar ve İç Kale’nin devamı olup, muntazam bir görünüme sahip değildir. Hisarın batısında imaret ve Zağanos kapıları, diğer bölümlerde Tabakhane ile Kule kapıları yer almaktadır. Ayrıca burada Orta Hisar Camisi (Panagia Chrysokephalos Kilisesi), yeni Cuma Camisi (Hagios Eugenius), Hükümet Konağı, Zağnos Köprüsü, Kule Hamamı, Çifte Hamam, Amasya Camisi, Şirin Hatun Camisi ve Musa Paşa Camisi yer almıştır.

Aşağı Hisar, batıdan Zağanos burcunun hemen yanı başından denize kadar inmektedir. Doğusunda Pazar ve Mumhane kapılarının bulunduğu bu surlar güneyde Orta Hisar surlarıyla birleşmektedir. Aşağı Hisar’ın çevresinde St.Andrea Kilisesi (Molla Siyah Camisi) Hoca Halil Camisi, Pazarkapı Camisi, Kundupoğlu ve Yarımbıyıkoğlu Evleri, Sekiz Düzenli Hamam, Tophane Hamamı, Hacı Arif Hamamı, İskender Paşa Çeşmeleri gibi tarihi eserler yer almıştır.

Trabzon Kalesinin bu bölümü İmparator Aleksios II zamanında (1287–1330) yapılmıştır. Ancak Aşağı Hisar’daki Moloz Tabyası’nın kapısı üzerinde Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığını belirten bir tuğra ile kitabe bulunmaktadır.

TRABZONSPOR ŞAMİL EKİNCİ MÜZESİ

Şamil Ekinci Müze’si, 23 Eylül 1996’da hizmete açılmıştır. Daha önceden Sadri Şener Tesisleri’nin arka kısmında hizmet veren müze yeni düzenlenerek, Sadri Şener Sosyal Tesisleri’nin ikinci katında hizmete girmiştir. Müzede yaklaşık 600 kupa, şilt ve plaket sergilenmektedir.

Trabzonspor’u oluşturan takımlardan gelen kupalar, Trabzonspor’un Şampiyonluk Kupaları büyük ilgi çekmektedir. Müze hafta içi her gün saat: 09.00-17.30, Cumartesi ise 11.00-17.00 arası ziyarete açıktır. Müzede 6 adet Birinci Lig Şampiyonluk Kupası, 8 adet Türkiye Kupası, 7 adet Cumhurbaşkanlığı Kupası, 5 adet Başbakanlık Kupası, Kıbrıs Kupası ve daha birçok kupa yer almaktadır.

Müzede en çok ilgiyi “Yarım Kupa” görmektedir. 1957-58 sezonunda Trabzon’da oynanan Türkiye Amatör Futbol Şampiyonasında Trabzon İdmanocağı ile Ankara Havagücü tüm maçlarını kazanarak final için şimdiki adı Hüseyin Avni Aker olan Şehir Stadyumu’nda karşı karşıya gelir. Maçta taraflar eşitliği bozamazlar. Maç berabere biter ama takımların puanları ve averajları eşittir. Ne yapılması konusunda uzun tartışmalar yaşanır. Bir grup yeni bir maçın oynanmasını ister. Trabzon İdmanocağı tarafı, maçın tekrar Trabzon’da oynanması konusunda diretir. Havagücü, tarafsız saha ister. Ancak bir türlü anlaşamazlar. Sonunda Hüseyin Avni Aker Stadyumu’nun hemen güney kısmında yer alan Sanat Lisesi’nde şampiyonluk kupası ortadan ikiye bölünür ve iki şampiyon ilan edilir. Türkiye Futbol Federasyonu da bu olayı tescil eder.

TRABZON YENİ CUMA CAMİİ

Yeni Cuma Camii (St Eugenios): Trabzon’un kurtarıcı ve koruyucu azizi Eugenios’a ithaf edilmiştir İlk kilisenin ne zaman yapıldığı bilinmemektedir Araştırmacılar ilk yapının bazilika olduğunu belirtmektedir Ayrıca 1291 yılına ait bir kitabe bulunmuştur Bugünkü yapının 14 Yüzyılda haç planlı olarak inşa edildiği muhtemeldir.

Yapının bugün narteksi yoktur Üç nefli ve üç apsislidir Orta apsis içten yuvarlık dıştan beş köşelidir Diğerleri içten at nalı, dıştan yuvarlaktır Merkezi kubbe doğuda haç biçimli iki ayağa, batıda yuvarlak iki dorik sütuna pandantifler yardımıyla oturur Yan neflerin üzeri tonozlarla örtülmüştür .

Bu yapıda da fresk izleri ve zemin mozaiklerinin kalıntıları bulunmaktadır Ayrıca orta apsisin dışında kartal ve güvercin kabartmalarına yer verilmiştir. Trabzon’un fethinden sonra camiye çevrilen yapıya kuzey giriş kısmı ile minare ilave edilmiştir Büyük apsisten bir giriş daha açılmıştır Taştan yapılan mihrap barok karakterlidir Minberi ahşaptan yapılmış olup sade bırakılmıştır Mahfilde iyi bir ahşap işçilik görülür
Bu ilavelerden başka caminin içinde çok değerli kalem işi süslemeler vardır Pandantiflerin yazıları ünlü hattat Hafız Hasan Rıfat’ın eseridir Kullanılan diğer kısımlardaki yazı ve nakışlar yenilenmiştir .

TRABZON KAYMAKLI MANASTIRI

Trabzon’un 3 km güneydoğusunda Boztepe’nin Değirmendere vadisine bakan yakasında kurulmuştur. 1424 yılında inşa edilmiştir. Yapılar topluluğu dikdörtgen alan içerisinde, ortada tek apsisli kilise, kuzey batıda çan kulesi, güney doğuda ise küçük bir şapel ve manastır hücrelerinden oluşmaktadır.

Amenapırgiç Ermeni Kilisesi veya Kaymaklı Manastırı (Ermenice: Ամենափրկիչ Վանք Amenaprgič Vank, Türkçe: Aziz Kurtarıcı Manastırı), 15. yüzyılda kurulmuş ve Trabzon’da yer almış olan tarihî Ermeni manastırı.

Manastır zamanında Trabzon bölgesinin Ermenileri için en önemli ibadethane olarak kullanılmıştır. Manastır yapıları birçok defa onarım görmüştür. En eski kısım kilisenin beşken apsis bölümüdür. Kilise içerisindeki freskler 18. yüzyıla tarihlenmektedir. Kompleksden günümüze sadece kilise harabeleri, bir şapel mezar taşları kaldı. Manastır, Trabzon İmparatorluğu zamanlarda 1424 senesinde Hoca Sıtepanos Şemsedli (Şemseddin) tarafından inşa edildi. Eskiden manastırın Jamatun içinde bir süt çeşmesi bulunduğu için manastıra Kaymaklı Manastırı denildi.

TRABZON FATİH CAMİİ

Fatih Cami Trabzon’un Ortahisar ilçesinde bulunan bir camidir. Orijinal yapı ismi Pagan Chrysokephalos Kilisesi (Yunanca: Παναγία Χρυσοκέφαλος, “Panagia the Golden-Headed”)’dir. 1461 Trabzon’un fethine kadar hem bir manastır hemde kilise olarak hizmet etmiştir. Osmanlı’nın en güzel sanat eser örnekleri bu camide bulunmaktadır.

Kilise , Trabzon Pontus İmparatorluğunun zirve döneminde , İmparator John II Megas Komnenos’a ve önde gelenler için 1297 yılında dinlenme yeri olarak yapılmıştır. Daha sonra 1364’da Metropolitan Niphon ve 1429’de İmparator Alexios IV Megas Komnenos kullanmıştır.Osmanlı zamanında Fatih Sultan Mehmet , kiliseyi camiye çevirmiş ve ardından ilk namazı kılmıştır . Bina bitişiğinde medrese de mevcuttur.